S.S.S | Kataloğumuz | Giriş

Havayı Kirleten Emisyonlar Nelerdir?

HAVA VE KİRLETİCİ EMİSYONLAR Saf hava başta azot ve oksijen olmak üzere argon karbondioksit su buharı neon helyum metan kripton hidrojen azot monoksit karbon monoksit ksenon ozon amonyak ve azot dioksit gazlarının karışımından meydana gelmiştir. Atmosferi oluşturan bu gazların en kararsız olanları su buharı ve karbondioksittir. Atmosferdeki su buharı miktarı denizler göller nehirler ve bitkilerden buharlaşma ile artar ve bulutlardan sis çiğ yağmur oluşumu ile de azalır. Su buharının bu değişkenliği uzun sürede bu olaylarla birbirini öyle dengeler ki su buharının atmosferdeki miktarı değişmez. Karbondioksit ise normalde çok küçük yer teşkil eden bir bileşendir. İnsan ve hayvanların teneffüsü ve bitkilerin fotosentez olayı ile atmosferdeki miktarı dengede tutulur. Atmosferdeki bu kirleticiler kirletici kaynaklarından atmosfere doğrudan verilen kirleticiler ve bu kirleticilerle atmosferik özellikler arasındaki kimyasal olaylar sonucu oluşan kirleticiler olmak üzere iki şekilde bulunurlar. Emisyon kirleticiler havanın doğal yapısındaki bileşimi değiştiren ve katı sıvı ve gaz formlarda bulunabilen kimyasal maddelerdir.Emisyon kirleticileri fiziksel ve kimyasal yapılarına bağlı olarak sınıflandırılabilirler. Genel anlamda emisyon kirleticileri; Yanma Gazları SO2 NOx CO Toz Tozda ağırmetaller Uçucu Organik Buhar ve Bileşikler VOC Flor Klor PAH Dioksin-Furanlar Radyoaktif Maddeler vb. şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Ayrıca bazı spesifik kirleticilerin varlığınıda göz ardı etmemek gereklidir. Zira bu kirleticiler çok düşük konsantrasyon değerlerinde dahi insan sağlığını tehdit edebilmektedir. Bu kirleticiler içerisinde en önemli grup kanser yapıcı tetrajonik ve mutajenik etkilere sahip maddelerdir. Bu kirleticilerle atmosferik özelliklerin oluşturduğu kimyasal reaksiyonların en önemlileri ise fotokimyasal olaylardır ki bunlardan özellikle floroklorokarbonlar güneşten gelen zararlı UV ultraviole ışınlarına karşı yeryüzüne koruyan ozon tabakasında büyük tahribata yol açmaktadır. Doğal veya insan yapısı sonucu atmosfere karışan kirleticiler her iki halde de atmosfere yayıldıkları anda hızla kimyasal reaksiyonlar oluştururlar ve hava akımları ile karışır dağılır yayılır ve taşınırlar. Böylece kirleticiler kaynaktan çıkıp alıcılara ulaştığında karakterleri değişebilir.

Hava Kirliliğinin Çevre ve İnsan Sağlığına Etkileri Nelerdir?

HAVA KİRLİLİĞİNİN ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ Hava kirliliğinin başta insan sağlığı olmak üzere görüş mesafesi materyaller bitkiler ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman hava kirliliğinin bir çeşitlidir ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir. Hava kirliliğinin sanatsal ve mimari yapılar üzerinde tahrip edici ve bozucu etkisi vardır. Bitkiler üzerinde ise öldürücü ve büyümelerini engelleyici olabilmektedir. Bu nedenle hava kirliliği hem canlıların sağlığı açısından hem de ekonomik yönden zarar vericidir. Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri atmosferde yüksek miktardaki zararlı maddelerin solunması sonucu ortaya çıkar. İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekir. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin başka bir deyişle kirli havanın solunması özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabilmektedir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman teneffüs esnasında yutulur ve akciğerlere kadar ulaşır. KARBON MONOKSİT CO Karbon monoksitin oksijen taşıma kapasitesini azaltması sonucunda kandaki oksijen yetersizliği nedeniyle kan damarlarının çeperleri beyin kalp gibi hassas organ ve dokularda fonksiyon bozuklukları meydana gelir. Kükürt Oksitler SOX Hava kirletici emisyonların en yaygın olanı kükürtdioksit SO2 dir. Her yıl tonlarca SO2 çeşitli kaynaklardan yayınlanarak atmosfere karışmaktadır.Kükürt dioksit ve atmosferdeki ürünleri irritan etki gösterirler. Solunan yüksek konsantrasyondaki kükürt dioksitin 95 i üst solunum yollarından absorbe olur. Bunun sonucu olarak bronşit anfizem ve diğer akciğer hastalık semptomları meydana gelir. Azot Oksitler NOX NOx’ in atmosferdeki bulunuşu yaklaşık olarak yarı yarıya taşıt egzosu ve sabit yakma tesislerinden dolayıdır. Bu gazlar atmosferde doğal gaz çevrimine girerek nitrik asit HNO3 oluşumuyla sonuçlanan zincirleme reaksiyonları tamamlarlar. Atmosferdeki HNO3 oluşumu ise asit yağışının oluşmasını etkiler. Son yıllarda Danimarka’ da yapılan bir araştırmayla amonyak buharlaşmasının güneş radyasyonuna maruz kaldığında atmosferdeki nitrik asit oluşumuna katkısının ihmal edilemeyecek boyutta olduğu belirlenmiştir. Yağmurun amonyum içeriği toprakta su havzalarında ve göllerde nitrifikasyon yapan bakteriler ve oksijen sayesinde amonyum nitrit asite dönüştüğünde yağmurun asiditesini ayrıca 4 kat artırmaktadır. Azot dioksitin sağlık üzerine etkileri; çeşitli kesimlerdeki bireylere değişik konsantrasyonlar uygulanması ile tesbit edilmiştir. 3000-9400 μg m3 konsantrasyonlarına 10-15 dakika süre ile maruziyet sonucunda; normal ve bronşitli kişilerde akciğer fonksiyon değişimleri gözlenmiştir. Azot dioksit maruziyeti sonucunda oluşan şikayetler; normal ve sağlıklı kişilerde 1880 μg m3 konsantrasyonundan itibaren başlarken astımlı kişilerde aynı şikayetler 940 μg m3 konsantrasyon seviyesinden itibaren başlamaktadır. Azot dioksitin bulunduğu ortamlarda diğer kirleticilerin ve özellikle ozonun bulunması durumunda bu kirleticiler arasında oluşan reaksiyonlar nedeniyle insan sağlığında olumsuz etkileşimlerin arttığı belirlenmiştir. Bir haftadan bir aya kadar olan sürede 1880 μg m3 den az konsantrasyona maruziyette; bronşiyel ve pulmoner bölgelerdeki hücrelerde anormal değişiklikler 940 μg m3 konsantrasyona maruziyette ise akciğerlerin bakteriyel enfeksiyonlara karşı hassasiyetinin artması ve biyokimyasal değişimler gözlenmektedir. Uçucu Organik Karbon VOC Uçucu organik bileşiklere maruziyet akut ve kronik sağlık etkileri oluşturur. Düşük dozlardaki UOB’ler astıma ve diğer bazı solunum yolu hastalıklarına sebep olur. UOB’ler yüksek konsantrasyonlarda merkezi sinir sistemi üzerinde narkotik etki yaparlar Bazı UOB’ler ekstrem konsantrasyonlara ulaştıklarında sinir sistemine ait fonksiyonlarda bozulmalara neden olurlar. Toksik özellik taşıyan bu bileşikler solunum yolu hastalıklarına sebep oldukları gibi yüksek konsantrasyonlarda sinir sisteminde tahribata yol açmaktadır. EPA tarafından yapılan sınıflandırmada benzen kanserojen madde olarak değerlendirilirken karbon tetraklorür kloroform vinil klorür etilen dibromür kansere sebep olma riski taşıyan maddeler olarak sınıflandırılmıştır. PARTİKÜL MADDELER PM Partikül maddelerin fiziksel yapısı ve kimyasal kompozisyonu sağlık açısından oldukça önemlidir. Kanser yapıcı organik kimyasallar PAH dioksin furan gibi içeren partikül maddeler sağlık açısından çok tehlikelidir. Birçok farklı bileşenden oluşmuş olan partikül maddeler akciğerdeki nemle bileşerek aside dönüşmektedir. PM10 akciğere kadar ulaşıp kanın içindeki karbon dioksitin oksijene dönüşümünü yavaşlatmakta buda nefes darlığına neden olmaktadır. Bu durumda oksijen kaybının giderilebilmesi için kalbin daha fazla çalışması gerektiği için kalp üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Partikül maddelerin sağlık üzerine etkileri akuttan daha çok kroniktir. ASİT AEROSELLERİ Asit aerosolleri ile partiküler maddelerin de akciğerlerden alveollere kadar taşınması nedeniyle bu kirleticilerin birarada bulunduklarında yaptıkları olumsuz sağlık etkileri; her birinin ayrı ayrı yaptığı etkilerden daha fazladır. Bu olumsuz etkiler sonucunda ortaya çıkan önemli rahatsızlıklar arasında; pulmoner fonksiyon bozuklukları kronik bronşit vakalarında artış bronşiyal mukoza silialarının temizleme hızında artış solunum yolları epitel dokusunda kalınlaşma gibi sağlık problemleri örnek olarak verilebilir. AĞIR METALLER Havada bulunan partiküllerin 0.01-3 ünü sağlık yönünden çok toksik etkiler gösteren eser elementler meydana getirir. Bunların sağlık yönünden önemi insan dokularında birikime uğramalarından ve muhtemel sinerjik etkilerinden kaynaklanmaktadır. Havadan solunum yolu ile alınan partiküllere ek olarak yenilen yiyecekler içilen su aracılığı ile de önemli miktarda metalik partiküler maddeler vücuda alınmaktadır. Atmosfer kirliliğinin bir bölümünü oluşturan metaller; fosil yakıtların yanması endüstriyel işlemler metal içerikli ürünlerin insineratörlerde yakılması sonucunda ortama yayılırlar. İnsan sağlığını geniş çapta olumsuz yönde etkileyen metaller arasında atmosferde yaygın olarak bulunan; Kurşun Kadmiyum Nikel Civa metalleri ve asbest önem taşımaktadır. Diğer metallerin bir kısmı insan yaşamında temel yönden önem taşır diğer bir kısmının konsantrasyonu ise insan sağlığını tehdit edecek boyutta olmadığından önem göstermez. Belirli limitlerin dışında bulunabilecek her türlü metal insan sağlığı üzerinde toksik etki gösterir. Kurşun Mavimsi veya gümüş grisi renginde yumuşak bir metaldir. Kurşunun tetraetil veya tetrametil gibi organik komponentlerinin yakıt katkı maddesi olarak kullanılmaları nedeniyle kirletici parametre olarak önem gösterirler. Tetraetil kurşun ve tetrametil kurşunun her ikisi de renksiz sıvı olup kaynama noktaları sırası ile 110°C ve 200°C dir. Uçuculuklarının diğer petrol komponentlerinden daha fazla olması nedeni ile ilave edildiği yakıtın da uçuculuğunu artırırlar. Kandaki kurşun konsantrasyonunun 0.2 μg ml limitini aşması durumunda olumsuz sağlık etkileri gözlenir. Kan kurşun konsantrasyonu; 0.2 μg ml limitini aşması ile kan sentezinin inhibasyonu 0.3-0.8 μg ml limitlerinde duyu ve motor sinir iletişim hızında azalma 1.2 μg ml limitinin aşılmasından sonra ise yetişkinlerde geri dönüşü mümkün olmayan beyin hasarları meydana geldiği belirlenmiştir. Havadaki kurşun konsantrasyonu ile kandaki kurşun konsantrasyonu arasında doğrusal bir ilişki vardır. Kurşunun havadaki 1 μg m3 konsantrasyorıunun kanda 0.01-0.02 μg ml lik konsantrasyonu oluşturduğu tesbit edilmiştir. Kadmiyum Kadmiyum Cd gümüş beyazı renginde bir metaldir. Havada hızla kadmiyum oksite dönüşür. Kadmiyum sülfat kadmiyum nitrat kadmiyum klorür gibi inorganik tuzları suda çözünür. Havadaki kadmiyum fume konsantrasyonu 1 mg m3 limitini aşması durumunda solunumdaki akut etkileri gözlemek mümkündür. Kadmiyumun vücuttan atılımının az olması ve birikim yapması nedeni ile sağlık üzerine olumsuz etkileri zaman doğrultusunda gözlenir. Uzun süreli maruziyetten en fazla etkilenecek organ böbreklerdir. Böbrekte oluşan hasarın tekrar geriye dönüşü mümkün değildir. Akciğer ve prostat kanserlerinin oluşumunda kadmiyumun etkisi kesin olarak belirlenmiştir. Nikel Nikel gümüşümsü beyaz renkli sert bir metaldir. Nikel bileşikleri pratik olarak suda çözünmez. Suda çözünebilir tuzları; klorür sülfat ve nitrattır. Nikel biyolojik sistemlerde adenosin trifosfat aminoasit peptit protein ve deoksiribonükleik asitle kompleks oluştururlar. Havadaki nikel bileşiklerinin solunması sonucunda solunum savunma sistemi ile ilgili olarak; solunum borusu irritasyonu tahribatı immunolojik değişim alveoler makrofaj hücre sayısında artış silia aktivitesi ve immünite baskısında azalma gibi anormal fonksiyonlar meydana gelir. Deri absorbsiyonu sonucunda allerjik deri hastalıkları ortaya çıkar. Havada bulunan nikele uzun süreli maruziyetin insan sağlığına etkileri hakkında güvenilir kanıtlar tesbit edilememişsede; nikel işinde çalışanlarda astım gibi olumsuz sağlık etkilerinin yanı sıra burun ve gırtlak kanserlerine neden olduğu kanıtlanmıştır.

Hava Kirliliğine Karşı Alınacak Önlemler Nelerdir?

HAVA KİRLİLİĞİNE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER -Hava kirliliğinin yoğun olduğu büyük illerimizde kaliteli ve temiz linyitin yakılması için gerekli tedbirler alınmalıdır. -Kentsel ısınmada doğal gazın kullanımının artırılması ve yoğun hava kirliliği yaşanan illerimize doğal gazın götürülmesi gerekmektedir. -Yakıtların tekniğe uygun olarak yakılabilmesi için kazanın yakıtın yanma özelliğine göre standartlarına uygun olarak üretilmesi ve uygun yanma şartlarının sağlanması gerekmektedir. Kazan yakıcıların periyodik zamanlarda eğitilerek uygun yakma kurallarını öğrenmeleri sağlanmalıdır. -Büyük ısıtma sistemlerine filtre takma zorunluluğu getirilmelidir. -Sadece uçucu kül için elektrofiltre bulunan termik santrallere desülfürizasyon tesislerinin de zorunlu olarak kurdurulması sağlanmalıdır. -Bina projelerinde baca ve kazanın konacağı yer standartlara uygun olmalı ve ısı yalıtımına önem verilmelidir. -Motorlu taşıtlar için; karbüratör ayarı şartı getirilmeli portatif CO ve HC için kurşuna dayanıklı katalizörler veya oksidasyon katalizörleri kullanılmalı sekonder hava NOX için egzoz gazı resürkülasyonu uygulanmalıdır. Almanya’ da olduğu gibi benzindeki kurşun miktarı 0.15 gr lt seviyesine indirilmeli ve kademeli olarak kurşunsuz benzine geçilmelidir. Atmosferdeki kükürt ve azot oksit emisyonlarının azaltılması uzun vadede gerçekleştirilecek bir işlem olduğundan çevrede yarattıkları olumsuz etkileri nedeniyle emisyonlarının azaltılması için gereken önlemlerin vakit kaybetmeden alınmasının zorunluluğu açıkça görülmektedir. Bunun yanında acil önlem olarak bir bölgede hava kirliliği teknolojik önlemler tespit edilerek dikkatle gözden geçirilmeli ve uygulanmalıdır. Asit depolanması sorununa bilimsel yönden çözüm yolları ararken zarar tespitleri yapılmalı ve ekosistem detaylı bir şekilde incelenmelidir. Ayrıca problem politik ve bilimsel olarak benimsenmelidir. 1950 lerden beri hava kirliliğinin insan sağlığına etkilerini gösteren kanıtlar vardır. 1980 sonları 1990 larda ise yeni epidemiyolojik çalışmalarla hava kirliliğinin sağlığa etkileri gösterilmiştir. Bu çalışmalar önce ABD ve Avrupa ülkelerinde yapılmış daha sonra pek çok ülkede de benzer çalışmalar ile sağlığın olumsuz etkilendiği gözlenmiştir. Bu çalışmalarda ölümler hastaneye başvurular gibi sağlık göstergeleri ile havadaki kirleticilerin konsantrasyonunun ilişkisi aranmış ve her ikisinin birlikte artış veya azalış gösterdiği belirlenmiştir. Hava kirleticilerindeki günlük artışlar çeşitli akut sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Örneğin kirletici konsantrasyonunda artma astma ataklarında artışa yol açmaktadır. Kirleticilere uzun süreli maruz kalım ile sağlıkta kronik etkiler ortaya çıkmaktadır. ABD ve Hollanda da yapılan çalışmalarda hava kirliliği olan bölgelerde yaşayanların ömrünün kirliliğin olmadığı bölgelerde yaşayanlara göre 1-2 yıl daha kısa olduğu belirlenmiştir. Yalnızca gelişmekte olan ülkelerde havada bulunan partiküler madde ve kükürt dioksit nedeniyle yılda 500 000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. Hava kirliliğinin sağlık etkisi öksürük ve bronşitten kalp hastalığı ve akciğer kanserine kadar değişmektedir. Kirliliğin olumsuz etkileri sağlıklı kişilerde bile gözlenmekle birlikte bazı duyarlı gruplar daha kolay etkilenmekte ve daha ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır Tablo.2 . Bu gruplardan biri yaşlılardır. Fizyolojik kapasitesi ve fizyolojik savunma mekanizması fonksiyonlarındaki azalma kronik hastalıklardaki artma nedeniyle yaşlılar normal popülasyondan daha duyarlıdır bu nedenle daha kolay etkilenmektedir. Küçük çocuklar savunma mekanizması gelişiminin tamamlanmaması vücut kitle birimi başına daha yüksek ventilasyon hızları ve dış ortamla daha sık temas nedeniyle daha fazla riske sahip diğer bir gruptur. Yaş yapısı yanısıra hava yolunda daralmaya yol açan hastalıklar da kirleticilere duyarlılığı artırmaktadır. Yapılan çalışmalar kirlilik arttıkça astma ve kronik obstrüktif akciğer hastalıkları KOAH gibi hastalıkların alevlenmelerinde artış olduğunu göstermiştir. Kalabalık yaşam yetersiz sanitasyon beslenme yetersizliği gibi düşük yaşam standartları da duyarlılığı etkileyen faktörlerdendir. Bu koşullarda yaşayanlar enfeksiyon hastalıkları sorunları ile karşı karşıyadır ve yetersiz sağlık hizmeti almaktadırlar. Bu nedenle hava kirliliğinin sonuçlarından daha fazla etkilenilmektedir.

Baca Gazı Ölçüm ve Analizi Nedir?

Baca gazı ölçümleri ile kazanların yanma verimliliğini ölçerek yanmanın kaliteli olup olmadığı ve yakıtın iyi oranda tüketip tüketilmediği verilerini elde edebilirsiniz. Yanma verimliliği kontrolü yakıt tasarrufu emisyon oranında azalma ve bu sayede para tasarrufu sağlar. Kara kirli baca gazı dumanları çevreye kötü etkinin ilk belirtilerindendir ve sorunun kaynağı baca gazı ölçümü sonucunda çıkacak raporda gösterilir. 22 Temmuz 2006 tarih ve 26236 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Endüstri Tesislerinden Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği’ne göre sanayi ve enerji üretim tesislerinin faaliyeti sonucu atmosfere yayılan is duman toz gaz buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korumak; hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamak amacıyla baca gazı analizlerinde şu değerler kaydedilir O2 CO CO2 SO2 NO NO2 NOx Yanma Gazları Emisyonlarının Ölçümü Partikül Madde Toz Ölçümü Gaz ve Tozların Kütlesel Debi Tayini Hız-Debi Ölçümü İslilik Ölçümü Yanma Verimliliğinin Tespiti Uçucu Organik Gaz VOC Emisyonlarının Ölçümü Baca gazı Sıcaklık Ölçümleri Yoğuşma Noktasının Dew Point Belirlenmesi Bacagazında Nem Değerinin Belirlenmesi Flor ve Klor Emisyonlarının Belirlenmesi Yakma Tesisleri Gaz ve Toz Arıtma Sistemleri Verimlilik ve Performans Ölçümleri. Bu değerlerin ölçümlerinin ve hesaplanmasının TS ISO 7935 SO2 TS ISO 12039 CO O2 CO2 EPA CTM 22 NOx NO+NO2 TS ISO 9096 EPA 17 EPA 5 TS ISO 13524 VDI 2066 TOZ TS ISO 10396 HIZ TS 9503 İSLİLİK TS EN 1911-1 2 3 KLOR TS EN 13649 UÇUCU ORGANİK BİLEŞİK VE BUHARLARLAR gibi standartlarına uygun yapılması gerekir.

HAVA KALİTESİ İMİSYON ÖLÇÜM VE ANALİZİ NEDİR?

İmisyon Ölçümü Hava Kalitesi Avrupa Birliği nin temiz hava politikalarının amacı teneffüs edilen havanın doğal ortam havası kadar iyi olmasını sağlamaktır. Bu sebeple havanın kirlenmesine sebep olan emisyonlara ve bu emisyonların insan sağlığına bitkilere ve diğer malzemelere olan etkilerine ilişkin bilgi ve veriler toplanıyor. Bu veriler sayesinde güncel durum analiz edilebilir temiz hava stratejileri simülasyon ve tahmine yönelik bilgisayar modelleri geliştirebilir. Gaz şeklindeki ve katı haldeki hava kirleticileri ortam havasında farklı hareket ederler. Gaz halindeki kirleticiler uzak mesafelere taşınabilirken katı parçacıklar kaynağın yakınlarında yere veya başka yüzeylere çökerler. Kuru depozisyon yağmur ve yıkama ile hava tekrar temizlenebilir. Gaz halindeki ve katı haldeki hava kirleticileri kimyasal olarak dönüştürülebilir. `Emisyon` nedir? Kimyasal reaksiyonlar ve yakma prosesleri esnasında ortam havasına karışan tüm gaz ve partiküllere emisyon denir örneğin bacadan veya bir aracın egzostundan çıkan gazlar . `İmisyon` nedir? Atmosferde bulunan ölçülen veya teneffüs edilen tüm gaz ve partiküllere imisyon denir. Bazı Tanımlar * Tekil ölçüm Tek bir noktada yapılan ölçümdür. * Ölçüm süresi Tekil ölçüm için gerekli olan süredir. * Değerlendirme periyodu Tekil ölçümlerin gerçekleştiği toplam süredir. Bu süre genellikle 1 yıldır 104 ölçüm minimum 6ay da 52 ölçüm olabilir.

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ ÖLÇÜMLERİ NELERDİR?

İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ ÖLÇÜMLERİ 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu 10. Madde 4 bendine göre ‘İşveren iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol ölçüm inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar’. Bu maddeye uygun hareket etmeyen işletmelere idari para cezası uygulanır. Çalışma Ortamında Gürültü Ölçümleri ve Haritalandırılması Çalışma Ortamında Uçucu Organik Bileşiklerin VOC ve Gazların Tayini Çalışma Ortamında Toz Ölçümleri Çalışma Ortamında Işık Şiddeti Aydınlatma Ölçümleri Çalışma Ortamında Termal Konfor Ölçümleri Kişisel Maruziyet Gürültü Ölçümleri Kişisel Maruziyet Toz Ölçümleri Kişisel Maruziyet VOC Ölçümleri Kişisel Maruziyet Titreşim Ölçümleri